Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Semada güneş batıyor alemlerde karanlığın aksi
Odamda karanlığa inat güneş doğuyor,kulağımda yağmurun sesi
Düşüncelerimde gelgitler,gözlerim bulanık,olanlar yakar içimi
Mekanlar değişir,mevsimler değişir bir de ben değişirim ümitli…

Geçmiş elemleriyle doldurur içimi
Bense anımı kollayan bilmeceler etrafında dolanırım sürekli
Sorular cevaplar, bilinenler bilinmeyenler
Sonra…
Unutursun derler,unutmazsın,unutamazsın,
Acılar yakar yüreği,sen sadece direnirsin
Sonra bir an yaşarsın;
Yalnızlıklar içinde mutluluk arayanlar gibi
Sonra bir bakarsın…
Varlığını kabul etmediğin topluluklar içinde
Mutluluğu sorarsın, bilinmezliklerle konuşursun
Ama nafile cevap alamazsın….

Çevrem başka bilir beni, bilmezler ki ben başkar yerdeyim
Yüzümde alaycı bir gülümseme içimde sıcak bir elem
Ve gözlerimde akamayan yaşların hesapsızlığı…

Yıllar hayat yolunu yarılatır ama yıllar başka insan oluşturur
Geçmişin soğuk kucağında büyüyen bir bedenim
Şimdi ise kaosun içinden çıkmış bir düzendeyim
Yıllar büyümeyi,
Geçmişin soğuk kucağı direnmeyi,gücü
Kaos bir ortam ise düzenin nasıl olabileceğini,
Cesareti öğretti…

Hayat…
Kaostan düzene geçti şimdi yine bir kaos içinde,
Tıp ki bu dizeler gibi,
Tıp ki hayatımın mısralara naks edilişi gibi..
Bu mısralar hatırlatır hayatımı,
Bu mevsimler hatırlatır geçmiş karmaşıklığını
Mevsimler de şaşırmış ben nasıl üşümeyeyim
Gelecek ümitsiz ben nasıl endişelenmeyeyim
Sormayın,soruşturmayın bu beni,
Dışım sahte cümleler kursun sizlere,
Içimdeki cümleler sussun bilmesin hiçkimse..

Işte geçmişim,işte anım,işte geleceğim
Hayat yolu bu bedene dur diyene kadar
Ümit penceresinden beni ve sizleri izleyeceğim…

Gecenin Bekçisi Düşünceler

Dört duvar arasında sabahın gelmesi için gecenin bekçiliğini yapıyorum bu gece. Elimde kalemim ama düşüncelerim donuk,sözlerim kurgusuz. Gözlerim kağıda odaklı başım eğik,sol elimin altında bir beyaz kağıt, sağ elimde ters çevrilmiş bir kalem, kulağımdaki ses tık tık tık… Içim burkuluyor ve gönülden gelen saf bir gözyaşı damlıyor gönül kurgumu bekleyen temiz sayfama. Önce dairesel şekiller çiziyor kağıdıma, aynı noktaya denk düşenler ise kağıdımda gittikçe katmanlar oluşturuyor. Bazı damlalar ise etrafa dağılıyor şımarıkça. Katmanlar giderek çukurlaşmaya başlıyor. Öylesine alışıyorumki bu yazıya ellerim mani olamıyor gözlerime, akıttıkça akıtıyorum. Gönül söylüyor göz yaşım yazıyor,akıl düşünmüyor duygular dile geliyor lisansız; yani kağıdımla göz yaşım arasında ebediyen saklı olacak bir sır doğuyor. Ardında bir ölüm geliyor. Kağıdım, zaman ilerledikçe içine çekiyor göz yaşımı çektikçe kuruyor kağıdım. Benim bile bilmediğim bir sır perdelenir ardından,beyaz bir karanlığa bürünür gönül söyleşim. Kulağımda yine bir ses tık tık,bu sefer daha tok bir ses. Temiz yürekli hayran olduğum bir kadın elinde Türk kahvesiyle sessizce gelir yanıma. Halimden anlamış bir şekilde iki gözümden de öper ardında anlamlı gözlerime bakar, gözlerini sıkıca yumar ve iç çekerek gönülsüz ayrılır hanemden.
Okumaya Devam »

Tekerrür…

Tekerrür?
Hayat sahnesi ve oyuncular,
Alışılagelmiş yaşantılar,olaylar..
Ve bir son amaaa….
Başlangıca uygun bir son
Bir tekerrür..

Bir başlangıç vardı
Hayat ise şöyle böyleydi
Ve bir ilk oldu yaşantı değişti
Peki başlangıç aynı mı kaldı ?
Cevap bana göre evet sana göre hayır
Ya da tam tersi mi oldu?
Peki bu devre nedir..?
Bir giriş gelişme ya da bir sonuç hazırlığı mı?
Oyunlar,senaryolar hep aynı yerdeler
Peki kim farkeder ?
Neyi mi ?
Tekerrürü…

Işte bir son..
Işte bir sonuç..
Işte bağlantılar..
Kuralsızlık olmaz mı ?
Kural tanımasa insan
Ve fark etse
Alışılagelmişlerin dışında olduğunu
Fart etmek…?

Işte başlangıca dönüyor hayat
Nasıl bir çizgi?
Başlangıç ve son aynı?
Arada olanlar bir bilmece
Bir yol…
Ve başlangıç tekerrürde
Birer birer dizilir insanın önüne
Ve insan ancak
Düşününce anlar
Bir tekerrür…….
Insan,
Belki güler belki ağlar
Belki de şükreder..

Bu sonu hazırlayan Yaradan,
Ve yola baş koyan bir irade,
Iradenin oyunu bu,
Oyunucu yine irade..
Güler misin ağlar mısın ?

Ölüm..

Ölümün soğuk yorganına sarılmış şimdi beden
Düşünceleri bencil şekilde çalışır olmuş
Faniyken insanlar için çarpan bu yürek
Şimdi kendisi için atar olmuş
Arkada ağlayanlar ağıtsız duramayanlar
Boş geliyor bunlar bu soğuk bedene
Çığlıkları duyamıyor çünkü istemiyor
Karmaşıklığın içinde yorulmuş bedenin size söyleyebileceği ne olabilir ki
Yorganımdadır tüm cevaplarım
Üzerime yağan her bir kara yağmurdan
Üzerimde büyüyen her bir yeşillikten
Ve her yokluğumda düşüncelerinizin esirisiniz
Şimdi yolculuk derler ya buna
Ben de söylüyorum
Evet yolculuktayım ama sadece ben biliyorum
Yaşayanlara yasak olan bir bölgedeyim ,
İşte şimdi tadıyorum…..

Bir geçmiş bırakıyorum arkamda…içinde acı,hüzün ve sevinçli bir geçmiş….
Bakıyorum geçmişime de benden acaba neler değişmiş diye düşünüyorum..ve seni hatırlıyorum şimdi… rüzgarın ıslığıyla çağırşını ve benim rüzgara karşı cesurca ve yalnız yürüşümü. Çünkü yıllanmış şarap gibi sevmiştim seni..ve elveda diyemiyordum gözlerine…çünkü yanlışlarına rağmen her defasında aşk şarabından içerek sarhoşun oluyordum.. Taki sunduğun vuslat kadehini bana uzatana dek.. ta ki vuslat kedehinin elimde parçalanmasına dek.. yere damlıyor hem aşk şarabı hem de sakladığım buhranım.. karışıyor birbirine ve buhranım kaplıyor her yanı, galip geliyor aşka.. işte yeni bir uyanış yaşıyorum o an… ve elveda diyorum seninle olan düşlerime… yerdeki cam parçaları geri döndürmez seni…. İstemem kırık bir kadeh, elimi uzatamam korkarım…
Bir gelecek alıyorum hayattan… içinde yeşilliğiyle,güzelliği ile ve ardından gelen geceye bırakıyorum…
Tekrardan gözelirimi yumuyorum… ama hayale dalmak için değil… geçmişi tamamen silmeğe kendimi adamak için… seni unutmak için… ve uyanıyorum yeniden… gözlerimi açtığımda bahar gözlerimin önünde ve baharın tebessümüyle canlanmıştım yeniden… kışla savaşmaya,o galip gelse de kimi zaman beraber doğup beraber ölmeye söz vermiştik… bir yıkılış değildi bu, kendini bulmaydı.. işte doğru yaşamak böyle bir şeydi.. masumiyetine kapılmıştı gönlüm ve her onu keşfedişimde, baharın getirdiği fark edemediğim çiçekleri görünce yeniden hayran oluyordum.. nasıl bir şeydir bu Allah’ım.. bir yürek bu kadar mı titrer, hüznüne bu kadar mı kendini kaptırır mahvolur… severse böyle mi sever… tesadüf değil,hayal değil,başkası da değil biliyorum… ve sadece sana geliyorum.. ve daim olacak vuslat şarabından içerken işitiyorum rüzgarın getirdiği ıslığı ve ben arkama bile bakmadan yudum yudum içiyorum aşk şarabını… ve bil ki ben seni geçmiş aks etse de hayatıma arkama bakmayacak kadar gerçekten çok seviyorum…..

Senin için gün batımını kıskanan gözlerimi yavaşça yumdum… Önce karanlıktan korktum… her şey sukut etmişti ve cisimlerin aslından değişik göründüğünü biliyordum ama göremiyordum,çünkü gözlerimi açmıyordum,kendimin hakimi olmuştum.… ve ben bukaranlık içindeyken biliyordum ki seni görebilcektim.. kararlıydım.. bu sefer titreyen gözerlimi daha sıkı yumdum.. yumdukça gözlerim acıdı.. daha da yumdukça kalbim yandı.. kalbim yandıkça seni bir kez daha ve bir kez daha düşündüm.. şimdi ise kendi gecemde, saklı olan güneş, ışığını veriyordu ayıma..hak ediyordu bugün doğmayı ,bana gözükmeyi…. ve şimdi seni görebiliyordum.. şimdi anladığım ne biliyor musun? ben her şeye sen olduğun için,seni düşündüğüm için,senin düşüncelerinde varolduğumu bildiğim için, ve benimle paylaştığın o güzel,insanı insan yapan değerleri hatırlatan,içimdeki manevi aşkı kuvvetlendiren sözlerinle kendime yol aldığım için,daha güzel bakıyormuşum..bunu şimdi daha iyi anlıyorum.. bana senin gibi bir ay,senin gibi bir yar gerekmiş… gün boyu yürüyordum önceleri meçhul denilen yere… zaman geçtikçe gölgem uzuyor,gölgem uzadıkça ben daha çok düşünüyordum.. neden yürüyordum, neden meçhule gidenlere ortak olmuştum,neden bu gölge uzayışını önceleri fark edememiştim ve neden yanlış kişilere sormuştum bunları? O zamanlar bilmiyordum… şimdi ise cevabını ikimizde biliyoruz… ne diyorum biliyor musun? seni benimkalbime emanet eden, seni benim karşıma çıkaran,o gün seni görmem için,seni tanımam için diğer şeylere engel koyan Mevlam’a şükürler olsun…

Bir kahve gibi kaderimiz. Biliriz kahve çökmüştür dibe ama biz o kadere ulaşmak için içer içer içeriz… Sır nerdedir? İnsan, bilir kaderini yaşayacağını ve bir kaderi olduğuna inanır ama kaderini önceden göremez. Nasıl ki fincanın dibine çöken kahve gibi. Işte sır fincan dibine çöken kahvededir. İnsan ona ulaştı mı,bu sefer daha da ne olacağını merak eder. Geleceği o dipte gördüğü kahveye bağlamaya çalışır. Bazen ona göre hareket eder bazen ise içindeki merakı öldürür ve kaderini gidişata bırakır. Bazen ise dibi görmemek için suyu tam içmeyiz. O gizi bırakırız oraya.
Insanın kaderi avuçlarındadır. Bazen öyle bir an gelir ki avuçlarını sımsıkı sıkar insan, kaderini gizler, herkesten,her şeyden saklamak ister. Görsün istemez bir başkası. Kendi kaderidir, kendi gücüdür. Bazen kadere yön verir insan. Bu yüzden insan seçimlerinin sonucuna katlanmak zorundadır. Isyan,kızmak ne hadde? Ama bilinir. Öyle bir an gelir ki insana… İnsan o ana sarılır ve anın kollarında bilindik bilinmedik hallere girer. Kurtulmak nasıldır? Bunu da yaşam,kader öğretir. Avuçlarını sıkmayı bilen insan gücünün farkındadır. Gücünün farkında olan insanın düşünememesi muhtemel bir şey değildir. Bazen tek başına yol öğrenir bazen bir bilgedir (dost,arkadaş,yol gösteren) yol gösteren. Sözümün bittiği yerdir artık vs vs vs vs..

BEKLEMEK…

Beklemenin gayesi..Beklemek… Yaratılmadan önce beklemedeydi ruh.. Ve yaratıldı insan…Kimisi öldü, onların ruhları kıyameti beklemede, kimi yaşayanlar da bedenleriyle ölümü, ruhlarıyla yine kıyameti beklemede.. Kısacası hayat biz farkında olmadan beklemeyi bir yerde sabretmeyi öğretmiş oluyor bizlere.. Ama anlamadığımız bir bekleyiş.. Ölümü beklemek istemeyiz vs vs vs vs vs
Beklemek zamanla anlaşmış bir şekilde ilerliyor.. An geliyor insan diyor “Beklerim.. Hem de seve seve.. Biliyorum çünkü sonunda umut var.” Böyle olunca o kişi için zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor,istisnalar dışında. İnsanı beklemeye sabrettiren şeyin, sonunda kavuşulacak umudun olduğunu düşünüyorum..
Bazen ise beklemek,sabretmek o kadar zor gelir ki insana.. Yeterince sabrettiğin için artık sabredemediğini düşünürsün. Bir anda olsun bitsin dersin.. Her şey bir anda olsun beklemek olmasın..
Bir yerde farkında olmadan beklemek bir yerde farkında olup beklemek… İnsan değişik ama en değerli varlık..
İnsan bir muamma.. Muammayı çözüp de sölemeyene aşk olsun…

Kifayetsiz..

Ne dert uçuruma kendi gider ne de kendini umutlandırır
Sadece yok edilmeyi bekler
Çünkü..
Mevcudiyetinin sebebini bilir..

Bir bilen var bir bilmeyen
Bilen öğretemez bilmeyene
Çünkü..
Beşerdedir bulma yetisi aklı onun içindir

Bir yaratan vardır…..

Bu şiirde ne söz biter ne sayfa yeter
Anlamak isteyene bir cümle de yeter bir kelime de

Bir şarkı Bir söz

Dinliyorum…
Bir şarkı cephesine yerleştiriyor beni
Ve ben bir yazıyorum bir siliyorum
Bir hayat buluyorum bir ölüyorum

Yüzümdeki çizgilere bilinmeyen karanlıklar çökmüş
Dilim söylemeyi unutmuş,elim inşada çekinir olmuş

Biliyorum…
Şarkı beni yarıda bırakacak
Ve ben hala dinliyormuşum gibi salınıp duracağım

Bildiğim kimsenin bilmedikleri
Söylediklerim lalemdekilerin çeyreği
Okuduklarınız bir karmaşanın gerçeği….

Peki ya yazdıklarım doğru mu gerçek mi ?

Eski Gönderiler »